HEKİMLERİNDE, HASTALARIMIZIN DA SABRI TAŞTI

SAĞLIKTA YAŞANANLARA TÜM KAMUOYU OLARAK DUR DİYELİM..! 

İki yıl önceydi.Yeni kurulan hükümetimiz “Sağlıkta dönüşüm“ programını açıklamıştı.

1.Hastaneler “işletmeler” haline dönüştürülecek

2.Finansmanda “sigorta” tercihi kurumsallaştırılacak

3.Birinci basamak sağlık hizmetleri-aile hekimliği adı altında-özelleştirilecek

4.Özel sektör yatırımları teşvik edilecek

5.Sosyal güvenlik kuruluşları birleştirilecek

Hayal gibiydi. ”Olmaz, yapamazlar“ veya “daha iyi olur” diyerek çoğumuz bizden uzak bir senaryo gibi izlemişti anlattıklarımızı. Şu anda hepimiz değişik konularda, farklı boyutlarda etkilendik ve gerçeklerle yüz yüze gelmeye başladık.

Mart 2005. Türkiye sağlık alanında tarihinde yaşamadığı kadar kaos ve kargaşayı yaşıyor.Tabip odaları olarak yaptığımız tüm uyarılarımıza ve çözüm önerilerimize kulaklarını tıkayan yetkililer akıl almaz bir acelecilikle yasaları çıkarıyorlar.

Alt yapısı hazırlanmadan SSK Hastaneleri Sağlık Bakanlığına devrediliyor, Aile hekimliği pilot uygulamaları kağıt üzerinde başlatılıyor ve henüz pilot il olan Düzce’de bile uygulamaya başlanamıyor.

Performansa dayalı! garip puanlama sistemleri ile hekimler arasında ücret uçurumları yaratılıyor ve basın yoluyla hekimlerin 4-5 bin YTL döner sermaye payı aldığı duyuruluyor. Kaç kişi alır bu rakamları merak ediyoruz. Özlük haklarımıza yansımayan ve en fazla 2006 yılı sonuna kadar sürecek bu uygulama ile ücret talebi mücadelemizin önü kesiliyor. Sözleşmeli sağlık çalışanları işe alınıyor ve yakın zamanda yerel yönetimlere sağlık kurumlarının devri ile hepimiz sözleşmeli hale geleceğiz. Genel sağlık sigortasına geçiş yakın gündemde.

SSK hastanelerinde görevli ve kurum hekimi arkadaşlarımız statüleri, maaşları ve gelecekleri konusunda belirsizlikler içinde bunaldılar.

Sabah görevimize giderken hangi ortamda ve şartlarda çalışacağımızı bilemiyoruz. Balıkesir’de hepimizin yaşadığı çığ gibi geçici görev furyaları…mobil sağlık hizmetleri gibi temel sağlık hizmetleri ve koruyucu hekimlik ruhuna aykırı ilginç! görevlendirmeler…

Bizler diz boyu bu sorunlarla boğuşurken hastalarımız yaşam savaşında… Kemoterapisi, ameliyatı yapılamayan, ilaçlarını alamayan insanlarımız…

5 Kasım, 24 Aralık ve 10-11 Mart tarihlerinde bu gerçekleri kamuoyuna göstermeye çalıştık. ”Ücretimiz, iş güvencemiz, sağlık hakkı“ taleplerimizi dile getirdik. Belli ki duyuramadık sesimizi.

 

14 Mart hekimlerin güçlü sesinin duyulacağı bir gün olmalıdır.

Artık bekleyecek zamanımız yok.

 

Dr Hülya BALKANLI
Yönetim Kurulu Adına